Kimseye Özge gibi bir arkadaş vermesin. Susmak nedir bilmeyen, “a” deşiniz ağzınızın payını alacağınız bir kız arkadaş istemezsiniz bence. Ama ben iddialıyım, Özge ne ki diyorsanız buyurun hodri meydan. Ben bahsi Özge`ye oynarım. Kız sözlüğü yutmuş, bir sürede Siri ile takılmış belli.

       Özge başarılı bir mimardır ve şirketinin göz bebeğidir. İşte ne kadar başarılıysa aşkta da o kadar şanssızdır. Her kızın ilk aşkı olan babası tarafından küçük yaşta terk edildikten sonra onada büyük bir tekr edilme ve aşka karşı güvensizlik başlar. Hayatına giren diğer erkeler tarafından da hep terk edilir. Bu kez Umut ile şeytanın bacağını kıracağını düşünürken işler istediği gibi gitmez. 


      Bir ilişkinin sonu daha gelirken geçmişten bir hayalet bir anda hayatına girer. Kaya… Lise aşkı, kızların sevgilisi, Özge`nin gazabına uğramış karizma. Kaya Özge ile aynı liseye giderken, aralarında ki ilişkinin sonu iyi bitmez. Bu durum Kaya`da yararlar açarken Özge kendini sarıp sarmalar, gömer geçer. Ama hayatının düzeni oturmuşken Kaya gelir ve ardından olayların sonu kesilmez. Kırık kalple bıraktığı Kaya patronudur, ilişkisinin çanları çalmıştır. 


       Özge görüp görebileceğiniz en çenebaz karakter. Diyalogların hepsinde herkesi nakavt etmekte üstüne yok. Dedikoducu teyzelere laf sokma dersleri verir hani. Özge her ne kadar çok canlı, çocuksu bir karakter olsa da aynı zamanda bir o kadarda işkolik. Hatta işe koyulunca dünyayı unutuyor. Bazı manyaklıkları da yok değil hani. Mesela temizlik takıntısı. Bunu abartmakta da üstüne yok. Temizlik takıntısının altı çizilmese pasaklı biridir bu derim. Tüm eğlenceli taraflarına rağmen bir yanda da yaralı. Ama bu bile öyle ağır dramlar korkmadan işlenmiş.

       Kaya ise o bir başka. Kitaptaki en iyi çizilmiş karakter oluyor kendileri. Duygusal, çocuksu, eğlenceli ama aynı zamanda da kararlı ve kendinden duygularından emin. Kitaptaki en sevilesi karakter olmayı da sonuna kadar hak ediyor. 


       Kitabın yan karakterleri de oldukça kalabalık. Hepsi de Özge kadar dırdırcı geldi bana. Hele arkadaşı Cemre akıllara zarar. Bu kalabalık kadroda insanı yormuyor desem yalan olur. Eğlenceli tam bir yaz kitabı. Dili güzel, benzetmeler, diyaloglar komik ama kitap fazlaca detaya boğulmuş geldi. Yer yer detaylar yüzünden fazlaca sıkıldı. Karakterlerle heycan katılsa da bazen karakter kalabalığı beni boğdu. Keşke Özge`nin iç sesi biraz frenlenseymiş demedim değil hani. Gerçi herkes hatuna aşık olduğu için de gıcık olmuş olabilirim ama bu kıskançlığa da verilebilir. Yazın şezlong altında okunacak kitaplardan biri olmakla birlikte geveze ir karaktere merhaba deyin. Koca koca okumalı günler.


       Uzun bir aradan sonra merhabaaaa! Tembellikte ve ihmalde sınırları zorlayan ben sonundan yapayalnız kalan bloğuma geri döndüm. Okuldan mezun olmayı, kendimi hayretler içerisinde bırakarak mezun olmayı başardım. Temsili diplomayı aldığım günden beride alıp okuyamadığım kitaplarıma gömülüm. Okumayı o kadar çok özlemişim ki yazmayı atladım. Benim bir tanecik bloğumu yapayalnız bırakmaya gönlüm elvermedi ve geri geldim. 



     Siz beni özlediniz mi bilmiyorum ama ben sizleri çok özledim. Gerçi bir gözüm üstünüzdeydi, okuyup okuyup yorum yapmadığım çok oldu. Hatta bu durumun yakalandığı. Ve sizlere bir sürprizim var. Çok sevindiğim, uzun süre sonra heyecanlandığım bir şey oldu. 

      Huntersofbook.com ailesine katıldım. 

        Tanıdığınız bir çok blogger sitede yazıyor. Uzun süredir bekleyen Deep Tone`un kitapları hakkında yazım da bugün yayınlandı. Çok heyecanlıyım ben sanırım. Umarım her şey güzel olur. Şimdilik görüşmek üzere. Bu kız bıktırana kadar sizleri okuyacak.