Fantastik kitap okumayı seviyorum ama seriyi beklemeyi sevmiyorum. Tüm detayları seri beklerken unutuyorum. Yan karakterler zaten çoktan silinip gitmiş oluyor. O yüzden tek isteğim serinin devamının hızlıca gelmesi. Yazarı seviyordum, be serisinin ilk kitabını da sevdim. Geriye sadece sabırla beklemek kaldı. Şimdi yeni bir fantastik dünyaya kafamızı uzatma zamanı.


      Layla her fantastik karakter gibi normal bir hayat istiyor. Yarı İblis yarı Muhafız olarakta hayatı için bu imkansız. Annesi onu terk etmiş ve Muhafızlar onu sahiplenip klan liderinin oğlu Zayne ile birlikte büyültülmüş. Tabi büyürken de Zayne aşık olmaması kaçınılmaz. Ama Zayne onu sadece kız kardeşi olarak görüyor. Bir yanda aşk acısı bir yanda iblissel güdülerini bastırmaya çalışan Layla`nı hayatına Roth`un girmesiyle de işler iyice karmaşıklaşıyor. Layla`nın zaten şuan ki durumla tek başına bile baş edecek durumu yokken hatun maceraların içinde buluyor kendini. Benden duymuş olmayın ama hiş ben melezim güçlüyüm tipinde değil. Daha çok yardıma muhtaç bir tip. Kitabın ilerleyen sayfalarıyla birlikte kendini keşfetmeye başlıyor.


     Roht bir iblistir. Tüm kötülük ve pislikleri ondan beklersiniz ama Layla`nın hayatını kurtarır. Sonra siz biraz daha okursunuz bu iblisin yaptığı esprilere gülersiniz, dürüstlüğünden etkilenirsiniz. Durun bir dakika. İblis dediğin yalan söylemeli dimi? Bu kıza bence koca kitap boyunca tek doğru söyleyen adam. Muhteşem dövmeleri var ve bu dövmeler onun canını sıkanların icabına da bakıyor. Nasıl mı? O kolundaki yılan dövmesi “Bambi”, çatır çatır milleti yedi. Eğer bu ibisse lütfen beni sıkıcı meleklerden uzak tutun. 


     Zayne bir Muhafızdır ve en sevmediğim erkek tipi. Aman doğruları yapalım, kurallarsız olmaz falan filan. Babasına her şeyi yetiştirmesi beni sinir etti. Evet kızı seviyor, onu canı pahasına korur ama baba baskısına boyun eğmesi onu gözümde düşürüyor. Hem Layla`nın söylediklerini babasına bahsedip, hem de kıza bişeyler sakladığı için kızması dünyanın en bencilce hareketlerinden biri.  Tamamen taraflı bir eleştiri çünkü Roht varken Zayne benim tarafımdan sürekli eleştirilir. Bu tip kitapla da hep iki karakter arasından kalırken bu kez tarafım belli Roht. İyilik meleğindense yaramazlığı tercih ederim.


     Spoiler konusunda uyarır kitabı çekiştirmeye başlarım. Layla kızım sen ne yapıyorsun. Güzelim Roth orda tüm çekiciliğiyle dururken sen niye hala bize ikinci adam kaygısı yaşatıyorsun ki. Zayne ile olamayacağınızı ne zaman anlamaya başlayacaksın. Gerçi kızda haklı iki tarafta velihat. Ya o sona ne demeli. Gel de kurdeşen dökme. Böyle son mu olur? Yeni kitap çıkana kadar işin yoksa merak et dur. Hem iblis dediğin bencil olmaz mı? Ne bu fedakarlık Roth. Umarım bundan sonra Layla`nın aklı başına gelir.


     Kitabı sevdim dememe gerek yok sanırım. Fantastik kitap sevenlerin bayılacağını düşündüğüm çok güzel bir kitap. Yazarın kalemi çok iyi ve kurgu harika. Kurguda Süleyman`ı büyü kitabı ve orda bahsedilen iblisler vs.lere dayandırılma olması daha çok sevmeme neden oldu. Bir nevi mitolojik temelli kitaplar gibi ki ben severim. Kitaba dair sevmediğim şeyse içerik değil de o saçma kapak. Kapakla içindekilerin alakası yok.  Yine arka kapak okumadan aldım. Beklediğim sadece bir aşk hikayesiydi. Çünkü kapak bunu vaat ediyordu, kaldı ki kitabın ismi de. Ama ne isim olmuş, ne kitap. Umarım serinin devamı çabuk gelir ve isim kapak işine bu kez önem verilir.


      Ve sonunda Ali`m. Duygu Ali derken ben yazardan bir kitap daha bekliyorum bu seriye. Ay aslında bir değil 256268614 kitap daha. Duygu`yu ballandıra ballandıra anlattım ve sonunda sıra Ali`me geldi. Dedim ki erkek ağızından kitap yazılınca ve yazan kadın olunca çok iyi olmuyor. Yine bük lokma büyük laf olayına geldim. Ali`nin ağızından bir kitap yazmış yazar ve yazarın kadın olduğunu bilmesem hakikaten  bir erkek tarafından kaleme alındı sanırdım. 


      İlk kural Duygu`yu okumadan Ali`mi elinize almayın. İlk kitapla olaylar başlıyor, farklı bir karakterle devam ediyor.  Bilmeyenler için ilk kitapta Duygu kendisi ve üç devesini –Sedat, Bekir ve Ali-  anlatıp bana kendilerini çokça sevdiriyor. Ali`nin de başını Aslı ile bağlayıp kitabı bitiriyor. Ama Ali`m bir kitabı hak ediyor diyor ve yazar bir kitapta ona yazıyor. İyi ki yazmış hem de.


      Ali Harem`de gördüğü mavi gözlü kızın başına bu kadar iş açacağını bilse arabasına bindiği gibi kendini İpsala gümrük kapısına doğru son hız yol alırdı. Hele Aşık olacağını bilse uzaya giden ilk mekiğe binerdi. Son durak ay. Mavi gözlüsünün başında Kız Cenap`ın adamlarını –adam kadın pazalıyor- görünce gidip yardım ediyor. Ama Aslı gibi bir cadalozla karşı karşıya kalmasına rağmen kızı bir türlü bırakamıyor, hatta yemeden içmeden uyumadan kızın başını bekliyor. Aslı`nın babası da Eski babalardan çıkınca da geriye iki seçenek kalıyor. Günlerce kız bunlarla kalınca adam soruyor. “Kızı gömelim mi, evlendirelim mi?” diye. Eee Sedat`la Bekir`in başı bağlı olunca da Aslı Ali`ye patlar. İkisi de evlenmek istemez ama ne fayda


      İkisi de evlenmek istemese de biz Ali`nin içini biliyoruz. Kızı kendince seviyor ama kızda dil zehir, bizim Ali`de yabani bir öküz türü. Herkese gülüyor iyi davranıyor, iş Aslı`ya gelince sürekli kükrüyor. Kızın yerinde olsanız çoktan bir kiralık katille anlaşıp adamı öldürtmüştünüz. Ama Ali anlattıkça siz “ah be Ali`m” diyorsunuz. Çünkü bu adam hiç sevilmemiş ve sevmemiş. Becerememesi ondan. Kimi sevdiyse hop elinden gitmiş. Hele Ali ve annesinin yaşadıkları insanın içini sızlatıyor. Aslı`yı sevdikçe ama gösteremedikçe içinizi eritiyor.


      Kitabın en güzel yanı ise Duygu, Sedat, Bekir ve Selma idi. Hatta o sayfaları iple çektim tek kelime atlamadan okudum. Komikler, sıcaklar ve çok güzeller. Bir de bizim vampir adam Levent bu kitapta bol bol vardı. Vampir adam diyorum çünkü kızları yedi yirmi dört takip etti, başlarını bekledi. İkizi mi var diye şüphelendim ama yokmuş. Adamı uyutmadan çalıştırıyorlar. Ay bir de bu Levent iki üniversite mezunu. Bir üniversite mezunu mafya duydum da iki tane bitirip mafya olan olur muymuş? Bir üzüldüğüm bizim Laz kardeşleri görememek oldu. Ama onlar yerine yenilerini ekledik onları da pek bir sevdik.  


      Duygusal, komik ve çok çok güzel bir kitaptı, tadı damağımda kaldı. Ben bundan sonra yazarın her kitabını okurum. Dili çok çok akıcı, kitapta sıkılacak satır bulamıyorsunuz. Yazarı kendine ait bir tarzı var hem ki bu çok önemli bir şey bence.  Tavsiyeme gelirsek bence almadıysanız Duygu ve Ali`mi hemen sepete ekleyip sipariş verin. Pişman olan çıkarsa oturup tartışalım. Koca okumalı günler. Duygu`dan başlayın, o kız deli.