ELİT (The Selection 2#)

/
0 Yorumlar
      Bekledim bekledim ve sonunda muradıma erdim. Kitabı başladığım gecenin sabahı bitirdim. Çünkü lanet olası kitap sürekli merakınızı kamçılıyor. Okurken kafamda ki tek belirgin soru America Aspen`ı mı,  Maxon`ı mı seçecek. Bu arada olan olayların, isyancıların falan yaptıklarıysa teferruattı. Çünkü açık açık söylüyorum ben kitapta sadece kimim seçileceğini merak ediyorum. Çünkü hatunun kafası fena halde karışık.


      Beni Seç `den sonra kitap bittiği yerden başlıyor. Beni Seç`de ilk önce kızı onun iyiliği adı altında bırakan, ardından saraya muhafız olarak gelen Aspen olayları karıştırmıştı. Çünkü tam America Maxon`a karşı bi şeyler hissetmeye başlamışken Aspen`ın olaya maydanoz olmasıyla okuyucuda America`da iki arada bi derede kaldı.  Durumda sanki Maxon kendine eş değil de, America prenses olmuşta kendine eş seçiyor durumuna döndü.



      Elit`tin ilk satırlarıyla birlikte America`nın Maxon`a duyduğu büyük ilgiyle bi sarsıntı geçirdim. Bi anda Aspen kız için “öğğ kaka” durumuna düşmüştü. Dedim tamam bu kız Maxon`ı seçer Kate Middleton misali külkedisi prenses olur. Ama durum benim dediğim gibi sakin geçmedi. Kızın kafası kimin yanındaysa ona yönelik çalışıyor. Kalbi bence çalışmayı bile bıraktı. 


      Seçim`de kızlar altıya düşünce işler iyice kızışmaya başladı. Kızlar artık kıyasıya mücadele ediyor ama America Maxon nasıl olsa cebimde tavırlarıyla hiç bişeyi sallamıyordu. Tabi bu durum ona cidden pahalıya patladı. Zaten Celeste başta olmak üzere kızlar gitsin diye America`nın gözünün içine bakıyordu.


     America ve Maxon ilerleme kaydederken tam kız ağzından bi kaç kelime iyi bişey çıkarmışken, bi bakıyosun Maxon başka alemlerde. Sonra hop Cadılar Bayramı sürprizi, bu adam kızı çok seviyor boşuna kuruntu yapıyormuşuz diyorsun. Ama var bu çiftte bi uğursuzluk. Öyle bi felaket oluyor ki, bi anda terazinin dengesi Aspen`dan yana dönüyor. Sonra yine bi şey yine Maxon, sonra yine Aspen derken okuyucu balataları sıyırıyor.


     Yazar kadın karaktere resmen kişisel gelişim yolculuğuna çıkartmış. Arada Maxon`la Aspen`a olan oluyor. Çünkü kız fena halde karışık. Ve öyle bi anlıyor ki diğerini seçerken size de seçtiriyor. Sonra bu son deyince sizi yine ters köşeye yatırıyor. Zaten kendisi de sürekli ter köşeye yatıyor. Seçim işleminde sona geldikçe ülke problemleri de ortaya çıkmaya başlıyor. Bu kitap diğerine göre masalımsılıktan çok uzaklaşmıştı. İş aşk olmaktan çıkıp ütopik özelliklerini daha da keskinleştirmişti. 


     Aşk meşk işlerini kenara bırakırsak, bide olayın toplumsal boyutu var. Malumunuz ülkede bir kast sistemi mevcut. Bu kast sisteminin ne kadar acımazsız olduğu da ortada. Bi taraftan da isyancılar var ki bu kitapta daha çok sahneye çıkıyorlar. America`da prenses olup olmamakta kararsız. Ortaya çıkan tüm bu durumlardan nefret ediyor ve Maxon`la birlikte alacağı tacı ve görevleri, yapabileceği değişiklikleri de enine boyuna tartmaya başlıyor.



      Kitapta America`ya sinir oldum açık. Ağızında bakla ıslanmaması bi yana hem kendi hem de benim kafamı karıştırdı. Beni Seç`te kesinlikle Maxon derken Aspen bile demeye başlayınca kendime şaşırdım. Ama Maxon`ın bariz hatları vardı ne yapabilirim. Keşke hepsine bir güzel açıklamada hazırlamamış olsa diyeceğim; ama bence o bile yeterli değil. Aspen`a gelirsek vazgeçmeyi aklından geçirmiyor ve yakalanma tehlikesine rağmen her şeyi göze alabiliyor. Ama bazen öyle bi laf ediyo ki kızı çok iyi tanıdığını düşünürken, aslında hiçte tanımadığını fark ediyorsunuz. Ve kız üzerinde elde etme sırsı var gibi geldi bana. Niye kaybedilen daha kıymetli olur ki?


     İlk kitap olan Beni Seç`i okumadıysanız lütfen kitaba dokunmayın. Çünkü kafayı yiyebilirsiniz. Gerçi Beni Seç`i okumuş olsanız bile bi saçınızı başınızı yolacaksınız. Çünkü Amerika kitapta tam bi embesil gibi aklına, duygularına sahip çıkamadı ve her karakter doksan derecelik açılarla karakter değişimleri yaşadı. Ama bi gerçek var ki merak kediyi öldürür misali çok hızlı sonunu getirecek üzerine üçü bekleme eziyeti çekeceksiniz.



Benzer Yazılar

Hiç yorum yok: