AKŞAM YILDIZI

/
2 Yorumlar
      Serilere orta yerinden başlamak gibi talihsizliğe sahibim. Gönül Avcısı`nı okuduktan sonra yorumlara bakarken fark ettim ki ben yine seriye yanlış yerden başlamışım. Yazarı ilk defa okuduğum içinde acemiliğime geldi. Gönül Avcısını şöyle böyle beğenmiştim ama herkes Akşam Yıldızı çok daha güzel diyince okumadan geçemedim.



        Erkek karakterin adı Simon ve geçmişti epey bi acı çekmiş. Kadın karakterimizin adı isi Anne. İlk olarak bi parkta karşılaşan çiftimizin tanışmasına pek de hoş olmayan bir olay vesile oluyor. Erkek milleti işte bağırıp çağırmayı seviyor kıza o yüzden bağırdı desek de sebebi sonradan anlaşılıyor. Ama ilk karşılaşmada kıza doğru kükremesi kızın ondan nefret etmesine engel olmuyor. İşe aile dahil olup adamın yaptığı iyilikten ötürü davetlerde falanda kız durumu yeterince açık ediyor. Adam da kızdan pek hoşlanmıyor. Zaten bi erkek kadın için bişeyler hissediyorsa durumdan kesinlikle hoşlanmaz.


        Bunlar böyle birbirinden hoşlanmaya dursunlar dicem de boşta durmayıp öpüşüyorlar. Eee yıl bin sekiz yüz küsür olunca bırak öpüşmeyi yan yan baksan adın çıkıyor. Bizim saf çiftimizde tutkularını dizginleyemeyip ortalık yerde tutkularını salınca yakalanmaları-basılmaları- çok da yadırganmaz hani. İşin kötü tarafı kızın abisinin çifti yakalaması değil, abisinin yanında ki dedikoducu kız. Kızın elinden bizim Anne bi adam çalınca kızda boş durmayıp konuşacak tabi. Bu durumda yapılacak en mantıklı şey  evlilik oluyor.


       Kız istemem dese de adam bende istemem imajı çizince hop kıymete biniyor. Zaten ne zaman bişeyi elde edemesek kıymeti artıyor. İşte bence bu da ona benzer bi durum. Kızın o saatten sonra gözleri aşılıyor. Simon bide evliliği yatakta tamamlamakta ısrarcı olunca köşe kapmaca başlıyor. Simon yaşadığı acıları uzun süre kızdan saklıyor. Acı dediysem bu harbi baya acı verici bi olay. Adam beş yıl kendini kapatmış ama ottan sebeplerden değil.  Tabi kıza bunu da anlatmamakta nedense kararlı. 


        Evlilikleri gerçek bi evlilik olmayınca kız kendini oldukça yalnız hissediyor ama adamdan tek biran vazgeçmiyor.  Kız çünkü oldukça inatçı. Kendi için mutlu olma fırsatını yakalamakta da oldukça kararlı. Adamınsa kızdan kaçmaktan başka yapacak bişeyi yok. kaybettikleri insanların ardından kendine yeni bi hayat kurmak zor. Haklıda. Kaybettiklerinden vazgeçmek gerek. Pişmanlıkları, vicdan azaplarını gömmek gerek ki bence bu da en zor olanı.


        Tam kıza açıldı etti diyebiliceğim derken bu kez kızdan vebalı gibi kaçıyor. Sonra gidiyor ama bazı fiziksel aktiviteler için. Erkek milleti diyip burayı da geçiyorum ve sonunda adamın aklını başına devşirmesine seviniyorum. Gerçi kızın cesareti olmasa onu da yapabileceği yoktu ya..


        Yazarın dilini sevdim. Ve kesinlikle Gönül avcısından çok çok güzel bi kitaptı. Ama canımı sıkan yerleride vardı. Evlilik sonrası kadının karakteri çok sıradanlaşmıştı bence. Bu sıradanlık şu anlamda; diğer kitap karakterleri gibi oldu. İlk karakterden yola çıksa daha hoş olurdu sanki. Kitap kapağı ikini kapakla uzaktan yakından alakalı değil ama ilki orjinale sadık. Ama bence ikinci kitap kapağı daha bi hoş olmuş. Her neyse kitabı zevkle okuyabilirsiniz ben sevdim. Ama şiddetli bi tavsiye değil haberiniz olsun. 


       Bu yazıyı yazarken Duman`ın Darmaduman albümünü başa sarıp sarıp dinledim. Ama bende en çok yer eden Gönül İster….





Benzer Yazılar

2 yorum:

  1. Bu seriyi merak ediyordum ama yorumundan sonra okumak için çok da acele etmemem kanısına vardım :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence bi kere oku geç kitaplardandı... Eğer okursan kitabı senin yorumunu da beklicem =)

      Sil