JULIE & JULIA

/
2 Yorumlar

Kitap mı okusam, film mi seyretsem diye düşünüp dururken aklıma bi yazıda okuduğum ama izlemediğim bi film geldi. Zamanımı filmden yana kullandım ve kesinlikle pişman olmadım. Bi kere film benim en sevdiğim şey olan yemek hakkında daha ne olsun. Yinede izlerken oyuncular iyi en kötü sıkılırsam kapatırım dedim. Neden aklımda şüphe vardı henüz onu da çözebilmiş değilim ama ne zaman bi filme kitaba başlasam kocaman bi beğenmeme endişem oluyo.



Biyografi filmlerine bayılırım. Bi kere izledikten sonra kesinlikle aklınızda bi çok detay kalır ve oyuncular ister istemez hareketlerini, mimiklerini taklit ettikleri için sanki gerçekten gözlerimin önünde yaşlanıyolarmış gibi gelir. Bu filmde de Julia Child`ın bi nevi biyografisi gibiydi. İki doğru hikaye ve iki kadını anlatıyo. Farklı zamanlarda, bambaşka karakterlere sahip iki kadının zamanın ötesinde birleştiren bi yemek tutkusu.




Julie Powell isimli 2000`li yılarda yaşayan, memur olan bi kadın karakterimiz var. Arkadaşları almış başını gitmiş, başarı merdivenlerini tırmanmış ki bu sırada insanlıklarını bi yerde bırakmış ve bizim kız Julie`ye resmen pislik muamelesi yaptıkları bi yemekten sonra kızda uyanışlar başlıyo. Bu insanlığı muhtemelen girdiği mağazanın birinde unuttuğu arkadaşlarından biri blog günlük tutmaya başlayınca, Julie`de böyle bişey yapmaya karar veriyo ve kocasının dahiyane fikriyle Julia Chld`ın yemek kitabındaki yemekleri yapıp yazıcak. Çünkü hatunun bu hayattan zevk alarak yaptığı tek şey yemek. 




Julie`nin de benim gibi her yaptığı işi bi tülü sonlandıramak gibi bi huyu olduğundan yanlış hatırlamıyosam beş yüz yirmi dört tarifi tam üç yüz altmış beş günde tamamlama ya karar verip, zaman sınırlamasına gidiyo. Film Julie`nin yemek yapma macerasını anlatırken bir yandanda Julia Child`ın yemekle tanışarak bana göre gerçekten hayata başladığı yerleri anlatıyo. Kocasının tayini Fransa`ya çıkınca, tası tarağı toplayıp oraya yerleşmişler. Julia karakteri Julie`nin o hayattan bıkmış, kendinden memnun olmayan, bunalımsal ruh halinin tamamen zıttı. Julia neşeli, hareketli, yaşamayı seven ve sevdiğini etrafa hissettiren, insanlara sizler değerlisiniz mesajı veren bi ruh haline sahip. Fransa`daki hayatına başladıktan sona her şeyden zevk alan ancak boş vaktini nasıl kullansam diye düşünüp dururken bi kaç denemesinden sonra kendini hayallerimi süsleyen okulda Cordon Bleu`da buluyo. Azim ve cesaretle okul müdürüne bile kafa tutup kendisinden daha çok şey bilen bi grup adamın arasında derste alıyo soluğu. Kesinlikle başarısızlığa tahammülü yok ve sonunda diğer tüm öğrencilerden daha başarılı oluyo. Tanıştığı iki bayanla –bu aşçı hatunların adını hatırlamıyorum ve nette iki tık tık yapmaya üşendim açıkçası- yemek dersleri veriyo ve bu ikilinin yemek kitabını Amerika için düzenlemeye koyulup birlikte bi kitap hazırlamaya koyuluyolar. Bu arada çok sevgili kocası Amerika`ya çağrılıp senatör  McCarthy yüzünden sorgulanıyo. Ardından bir sürü farklı yerde göreve gidiyo ve Julia`da onula birlikte Avrupa’yı dolaşıyo ama gönlü hem hala Fransa`da hem de deli gibi çalışıp yemek kitabını basmak için çırpınıyo.




Yorumlara, küçük detaylara gelirsek;  Julie`de yer yer kendimi bulmadım değil hani. Tabi o depresif ruh hali dışında. Zavallı o da benim gibi hep başlayıp hiç bitiremiyomuş. İki kadında kocadan yana açıkçası çok şanslı. Hele Julia`nınki adama bayıldım, ilişkilerine sevgilerine bayıldım. Favori çiftim oldular bi anda. Adam karısını destekliyo, cesaretlendiriyo, güveniyo, seviyo ve üzerine bide yemekle ilgileniyo, eskisi kadar onunla ilgilenmiyo diye zerre kadar şikayetçi olmuyo. Gelecekteki kocama sesleniyorum filmi izle ders al, çünkü çekilmez bi tiple karşı karşıya geliceksin kuvvetle muhtemelen. Açıkçası Julie`nin kocasıda çok şeker, anlayışlı bi tipide bu kız huysuz çıktı. Başaramayınca bi kendini yere atmalar, salak salak bağırmalar- nasıl tanıdık geldi bilemezsiniz- falan adamada yazık.



Julia`nın neşesine bayıldım ya. İşte bu ben ya sürekli koca koca sırıtan dedim. Kadın bide Fransızları sevdi daha ne olsun. Hiç Fransız`la tanışmadım ama genel dünya görüşü soğuk, havalı, kendini beğenmiş tipler olduğu. Öyle mi bilmem ama ben Fransızlara bayılıyorum. Dillerine, moda anlayışlarına, yemeklerine, o asil burnu havada hallerine, şarkılarına eee daha ne olsun. Julia`da benim gibi onları pek sevdi, kendini pek bi onlardan gibi gördü. Fransa’ya giden kadınların onda dokuzu alışveriş yapmak için geziceği mağazaları gezmek yerine, pazarlarda taze sebze meyve güzel balıklar kovaladı.




Julie  blogda yazdıkça ben de eğlendim. Hatta bi ara acaba bende mi böyle bişey denesem acaba dedim ve biliyorum bilinçaltımda bi yerlerde bu fikir büyüyüp duruyo. Yemekleri yaparken onun cebelleşmesi, bana yine ilk defa denediğim tariflerle boğuşma, mutfakla savaşa çıkmamı anımsattı. Yalnız kızda iyi cesaret vermiş ben olsam bırak o ıstakozları canlı canlı sıcak su da pişirmeyi, dokunamazdım bile.  Zaten hatunda öldürüyo diye ne vicdan yaptı. Ben herhalde bi akvaryum alır onlara bakmaya karar falan verirdim.


Gel gelelim oyunculuklara ki söylenecek tek şey var muhteşemdi. Meryl Streep her zamanki gibi harikalar yaratmış, karakteri canlı tutmuş, gerçekçi kılmış. Amy Adams`a da bayıldım ki zaten ben onu her zaman çok başarılı ve bayılası bulmuşumdur. Gerçekten çoook şeker ve başarılı bi oyuncu. Fransız yemeklerinden bahsedilmesini-bilmesenizde yabancılık çekmez akışa kaptırıyosunuz-, Meryl Streep, Amy Adams izlemek, Julia Child biyografisin göz atmak, keyifli vakit geçirmek, azimli, cesur  ve güçlü kadın portresi görmek istiyosanız izleyin diyorum.





Kısa notlara gelirsek: Julie Powell yaşadıklarını kitap haline getiriyo ve filmde de sık sık dert yandığı yazarlık mevzusuna el atmış oluyo. Gerçektende filmdeki gibi Julia Julie`ye nefret etme ifadesini kullandı mı bilmiyorum ama o kadında o hamur yok benden demesi. Ayrıca filmin yönetmen ve senaristi ünlü romantik komedilerden tanıdığımız Nora Ephron. Ephron'un daha önce "Mesajınız Var" (You've Got Mail), "Sevginin Bağladıkları" (Sleepless in Seattle) ve "Harry Sally'le Tanışınca" (When Harry met Sally) gibi filmlerde imzası bulunuyor.





Benzer Yazılar

2 yorum:

  1. Merhaba filmle ilgili görsel bakarken rastladım blogunuza, filmi harika yazmışsınız, tüm ayrıntılarıyla tekrar gözümde canlandırmama sebep oldu.

    Paylaşımılarınızın bol olmasını dilerim.

    Sevgiler :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim. Beğenerek izlediğim filmlerden biriydi yazmadan edemedim.

      Sil